Otonom İşçi Birlikleri tarafından Mart ayaklanması devam ederken başlayan “Genel Grev” tartışması konusunda yayımlanan bildiriyi paylaşıyoruz.
19 Mart’tan bu yana devam eden eylemlerde “Genel Grev” çağrısı giderek artıyor. Özgür Özel’in DİSK’e yaptığı grev çağrısı bu tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Ancak, bir sermaye örgütü olan CHP’nin işçilere “grev” çağrısı yapmasının absürtlüğü bir yana, işçilerin basit ekonomik talepleri için bile kılını kıpırdatmayan DİSK’in böyle bir grev yapması mümkün değil. DİSK patronları olan CHP öyle istedi diye çağrı yapsa bile, bu yalnızca sembolik ve üyelerinde karşılık bulmayacak bir çağrı olacaktır. Belediyelerde sendikayla kol kola işçileri sefalet koşullarına mahkum eden, daha yakın zamanda Beşiktaş Belediyesi’nde ödenmeyen ücretleri için fiili grev yapan işçiyi işten atan bir parti, şimdi bir müteahhit için grev yapmalarını istiyor. Yok öyle yağma!
Ancak sokağa çıkan ve kendi yaşamları ve gelecekleri için mücadele eden, çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu eylemcilerin grev beklentisi son derece meşru ve bu hareketin sınıfsal bir niteliğe bürünme olasılığını gösteriyor. İnsanlar biliyor ki, yaşamı durdurma gücüne sahip olanlar yalnızca işçilerdir ve yaşamı durdurursak istediklerimizi elde edebiliriz. Ancak farkına varmamız gereken şey, resmi sendikaların, özellikle de DİSK’in bunu asla yapmayacağı, yapamayacağıdır. Böyle bir grev, yalnızca sosyal medyada çağrı yaparak ve slogan atarak da olmayacaktır.
Bunun için nerede çalışıyorsak çalışalım, işyerlerimizde gerçek tabana dayalı özörgütler oluşturmamız gerekir. Bunun için bir sendikaya veya yasal bir kuruma ihtiyacımız yok. Tersine resmi sendikalar yasalarla sınırlandığı için grev yapmaları mümkün olmaz. Bugün böylesi birlikler oluşturmak istiyorsak öncelikle çalışma arkadaşlarımıza mücadelenin İmamoğlu veya egemenler arasındaki çatışma için, değil kendi yaşamlarımız ve geleceğimiz için olduğunu anlatmalıyız. Yani bugün ya da başka zaman eğer hayatın grevlerle durmasını istiyorsak, öncelikle kendi işyerlerimizdeki arkadaşlarımızla informal birlikler oluşturmalı, taleplerimizi ve mücadele yöntemlerimizi buralarda konuşmalıyız. İşyerlerinde oluşturduğumuz birliklerde karar alırsak, çalışmayı durdurabilir ve fiili grevler gerçekleştirebiliriz. Belki tek tek başlayacak bu grevler yayılır, koordine olur ve birleşirse de, bunun adı genel grev olur.
Bu eylemlerde de bir kez daha gördük ki, bizler ne siyasetçilere, ne sendika bürokratlarına, ne de kendini kurtarıcı olarak gösteren başka birilerine güvenebiliriz. Bizim tek güvenebileceğimiz şey kendi gücümüz, birliğimiz ve direncimizdir. Ve birliğimizi korur, direnişimizi sürdürürsek, bugünü de, geleceği de kazanabiliriz.
Grev İşyerinde Örgütlenir!
Gücümüz Birliğimizden Gelir!
Otonom İşçi Birlikleri
Bir yanıt yazın